BASINDA ERSAŞ

ERSAŞ ALÜMİNYUM AŞ

WINART 2013 / Bize nükleer santral kurdurmazlar alüminyum bunun için de bir sebeptir.


Ersaş Alüminyum A.Ş.
 
 
 

1970 yılında Hasan GÖZE tarafından alüminyum sektörüne hammadde ve geri dönüşüm ile giren Ersaş Alüminyum, bugün 20 bin metrekare açık, 13 bin metrekare kapalı alanda üretim yapıyor. Mobilya profilleri gurubunda liderliğini koruyan, Türkiye pazarından sonra Ortadoğu ve Avrupa'ya açılan ve sektöre bir çok ilk ürün kazandıran Ersaş Alüminyum Genel Koordinatörü Esat ERDURAK ile bir röportaj gerçekleştirdik.

Ersaş Alüminyum hakkında kısa bir bilgi alabilir miyiz?
1970 yılında halen şirketin onursal başkanı olan Hasan GÖZE alüminyum sektörüne hammadde ve geri dönüşüm ile giriyor. Ersaş Alüminyum olarak, 2000'li yılların başından beri de ekstrüzyon profil üretim faaliyetleri içerisinde bulunuyoruz. Özellikle mobilya sektöründe kullanılan alüminyum profil sistemlerinde yaptığımız yeniliklerle bu sektörün liderliğini üstleniyoruz. Son yıllarda alüminyum doğrama ve cephe sistemlerine de ağırlık veriyoruz. 3 yıl önce ortaklıktan ayrıldıktan sonra bir rota çizerek hedef koyduk. Zaten lideri olduğumuz mobilya profilleri gurubunda stok, sevkiyat, ürün gelişimi vb, konularda daha da ileri taşıma hedefimizi 3 yıllık planda başardığımızı düşünüyoruz.

40 yıllık tecrübemizi Türkiye'den sonra Ortadoğu ve Avrupa'ya da taşıdık. Yüksek miktarlardaki taleplere çok hızlı sürede ve en yüksek kalitede ürünlerle cevap verebilecek güce sahibiz. Ulaşım kısmında alüminyum profillerin hassasiyetinden dolayı lojistik firma veya kiralık kamyonlarla taşımacılık yerine ulaşımı kendi kamyon filomuz ile yapmaktayız.

Sektöre birçok ilk ürün sunduğunuzu biliyoruz. Biraz bunlardan bahsedebilir miyiz?
Stok raf sistemimiz Türkiye'de ilk ve tek olduğu gibi uluslararası patent başvurusunda da dünyada da daha önce tasarlanmamış ve yapılmamış olduğunu gördük. Ayrıca ES-40 Sürme serimiz ve ESSE-60 Pencere Sistemi serimiz ile Türkiye'de ve dünyada şimdiye kadar yapılamayanı başardık. Ses, ısı ve su izolasyonun yanında iç bükeyli cam çıtasını 45 derece açı ile monte ederek alüminyum doğramaya yeni bir anlayış getirdik. Bugün halen biz bu işi ilk ve tek yapan firmayız. Bunu profesyonel anlamda yapan; bayilik sistemi olan tek kuruluşuz. Biz alüminyum pencerede bugün lideriz fakat tekiz, o zaman nasıl lider oluyorsunuz. Çok iyi yerlere getirdik işi ama alüminyumun geleceği için bu yeterli değil...

Ne kadarlık bir tesisle üretim yapıyorsunuz, tesisinizin özellikleri neler?
20 bin metrekare açık, 13 bin metrekare kapalı alanda üretim yapıyoruz. 1100 tonluk bir presimiz var. Pencere üreten firmalara bayilik veren, organize olan bir Ar-Ge firması olmak istiyoruz. Hayalini kurduğumuz Türkiye'nin önemli bir alüminyum oyuncusu olmak istiyoruz. Ersaş’ın kapasitesi bütün Türkiye'ye hazır doğrama yapabilir; ama biz hazır doğrama yapmayacağız, bunu bayilerimize yaptıracağız. Biz işin Ar-Ge kısmında kalacağız. Bugün Ersaş Alüminyum Türkiye tarihinin en büyük projesine alüminyum sistemlerini üretiyor. Alüminyum korkuluk konusu Türkiye artık çok ileride; bu projelerde onlarca sistem yüzlerce ürün ortaya çıktı ve başarıldı. Bugün herşey artık çok farklı boyuta geldi. Bu seviyelerden sonra işinizin takibini yapmazsanız geride kalırsanız olmaz.

Bize biraz sektörden bahsedebilir misiniz?
1969 yılında ekstrüzyon yok bir tel çekilen sistem vardı ve onun dışında bir şey yoktu. Türkiye'ye alüminyum İsrail'den geliyor pencere yapılıyordu. Sektörü o zamandan beri gözlemliyorum. Akıllardan çıkıyor bu anılar, tazelemek gerekiyor. 1970 yılında Seydişehir Alüminyum Tesisleri kuruldu. Üç fırın kuruldu ama bir tanesi çalışıyor. 'Neden bir fırın çalışıyor?' diye sordum, 'alüminyum topraktan ayrıştırılıyor maden olarak bulunmuyor' dediler. 'Şu anda bir pota çalışıyor eğer üç pota çalışıyor olsa Türkiye'nin bütün enerjisini tüketir' dediler. Biz heyecanlıyız. Meraklıyız da, hem alüminyuma hem ülkemize; gel delikanlı dedi yönetici beni fabrikanın arka bölgelerine götürdü. O zamanlar yeni kalkınma hareketlerinin dönemi, bir elektrik hattı gösterdi. Macera ise şöyle başlıyor, Ruslar bize bedelsiz olarak alüminyum fabrikasını kuruyor ve 10 yıl süresince alüminyum hammaddesi olarak ödersin diyorlar. Üniversiteler ve bilgili adam olan sanayicilerimizin öngörüsü sayesinde o zamanlar güzel fabrikalar kuruldu. Torosların o zamanlar dörtte üçü alüminyum derlerdi. Alüminyum yönünden Toroslar zengin ama orada sadece kaliteli kelimesi kullanılmalıydı. Onun yerine dörtte üçü alüminyum dedikleri an yanlış başlamış oluyor. Yeryüzü kabuğunun sekizde birlik bölümünün alüminyum olduğu bilinmeyince Toroslar maden olarak gösteriliyor. Alüminyum boksit cevheridir ve elektrik ile ayrıştırılıyor. Rusya o zamanlar elektriği kendisi veriyor. Belki 2 Keban kurulursa bir pota daha çalışır. O tarihte Türkiye’de 1 olan elektrik bize 3'e satılıyor. Ürettiği alüminyum da kendisinin; koskoca dağlar bizim, fabrika bize bedava ya, biz 80 yılına kadar ürettik, elektrik parasını ödedik. Tesis eskidi ve 80 döneminde Seydişehir stop etti, grev kararı aldı. Fabrika borcunu bir türlü ödeyemez haldeydi. Toroslar alüminyum ise niye kambur o zaman bu tesis; neden niçin sorgulaması yok. Alüminyum bizde niye pahalı... Nükleer santral kurmamız şart deniliyor hemen susturuyorlar, temeller atıldı oradan yeşilci adamlar geliyor. İnancı neyse ona göre hareket ediyor radyasyona hayır diyorlar. Biz buradan seyrediyoruz, doğayı seviyor diyoruz. Bize nükleer santral kurdurmazlar alüminyum bunun için de bir sebeptir.

Esat ERDURAK: “1970 yılında Seydişehir Alüminyum Tesisleri kuruldu. Tesis eskidi ve 80 döneminde Seydişehir stop etti, grev kararı aldı. Fabrika borcunu bir türlü ödeyemez haldeydi. Toros Dağlarında alüminyum var ise niye kambur o zaman bu tesis; neden niçin sorgulaması yok. Alüminyum bizde niye pahalı... Nükleer santral kurmamız şart deniliyor hemen susturuyorlar, temeller atıldı oradan yeşilci adamlar geliyor. İnancı neyse ona göre hareket ediyor radyasyona hayır diyorlar. Biz buradan seyrediyoruz, doğayı seviyor diyoruz. Bize nükleer santral kurdurmazlar alüminyum bunun için de bir sebeptir.”